Dünya üzerinde yaşamış ve yaşayan her insan bir şekilde müzik dinlemiştir ve çoğu insan bu işi severek yapmıştır. İnsanları eğlendirmek kadar dini faaliyetlerde de kullanılmış olan müzik, hayatın vazgeçilmez bir parçası olarak yüzyıllar boyu dünyada varlığını sürdürmüştür. Tabii yüzyıllar boyu varlığını sürdürmesi sebebiyle müzik, tarih dalının da bir konusu olmuştur. Bu yazımda sizlere müzik ve tarih ilişkisinin önemini ve bu ilişkinin nasıl öğrenilmesi gerektiğini anlatmak istiyorum zira müziği dinlemek kadar arkasında yatan olayları da bilmenin ne kadar önemli olduğunu ve herkesin bilmesi gerektiğine inanıyorum.

Hazırsanız başlayalım.

Müzik ile Tarihin İlişkisi: 

Giriş kısmında da dediğim gibi, müzik yüzyıllardır varlığını sürdüren bir alandır. İlk ortaya çıkış sebebi için aslında insanların iletişim ihtiyacı diyebiliriz. Hayvan derilerinden yapılan vurmalı aletler yoluyla iletişim kuran insanlar zamanla daha kapsamlı aletler geliştirerek müzik yapmaya başlamışlardır. Bu kadar eski zamanlardan kalma bir faaliyetin tarih bilimi ile ilişkisinin olması da oldukça doğal olmalı elbette.  

Müzik tarihi dediğimiz kavramın incelediği iki önemli konu vardır; yapılan bestelerin içinde kullanılan teorik bilgilerin ve yazım tekniğinin incelenmesi ile bestecilerin bestelerini yazarken sahip olduğu ruh halinin ve bestecilerinin hayatının incelenmesi. Günümüzde genelde teorik ve teknik inceleme daha ön plandadır, ancak benim görüşüm bestelerden ziyade bestecilerin incelenmesinin daha büyük bir önem taşıdığı yönünde. Çünkü detaylı düşününce aslında incelediğimiz müzikteki en küçük teorik detayın bile bestecinin hayatında yaşadığı bir olayla ilişkili olabilmesidir. Müzik tarihini bu yönleriyle ele almak, bu alandan en yüksek verimi almamızı sağlayacak ve ufkumuzu aydınlatacaktır. 

Müzik Tarihinin Önemi ve Günümüzde Yapılan Hatalar: 

Müzik ne kadar büyük bir sanat dalı olsa da her sanat dalı gibi bir insan ürünüdür. Müziği yapan insanların psikolojisi, yaptıkları müziğin üzerindeki en büyük etkenlerden birisidir. Bunun müzik tarihindeki örneklerini incelemek, bu durumun müziğin üzerindeki etkisini daha iyi kavramamızı sağlayacaktır. Gelmiş geçmiş en büyük bestecilerden biri olan Ludwig van Beethoven, biyografik kaynaklardan gördüğümüz kadarıyla pek mutlu bir hayat yaşamamış, bu durum müziğini de oldukça etkilemiştir. Beethoven’ın genel duygu durumu en kolay piyano sonatları ve senfonilerden anlaşılabilmektedir. Beethoven’ın parçalarında her daim bir hüzün havası hâkim olmuştur ancak bunu yansıtma biçimi dönemindeki teorik gelişimler ile doğru orantılı olarak ilerlemiştir. Beethoven’ın yaşadığı zaman klasik dönem ve romantik dönemin arasındaki geçiş dönemine denk geldiği için, Beethoven’ın duygularını müziğine yansıtma şekli eserlerinde her daim değişiklik göstermiştir. Bu durum tarihin sürekli değişkenlik göstererek devamlılığını koruması esasının müzik tarihi için de geçerli olduğunu bize gösterir niteliktedir. Müzik tarihini bu esasa göre incelersek daha kapsamlı bir veri elde etmiş oluruz. Zira devamlılığını sürdüren bir faaliyeti sabit bir noktadan incelersek, o faaliyetin geçmişini ve geleceğini doğru analiz edemeyiz. Müzikte de bu durum geçerlidir. Maalesef günümüzde, özellikle Türkiye’de, müzikle içli dışlı olduğunu iddia eden bazı ‘’müzisyenlerin’’ kendilerini tek bir noktaya kısıtladığını ve müzik tarihini kapsamlı olarak incelemediğini görmekteyiz. Bu durum ülkemizde müzik tarihi faaliyetlerini maalesef kötü etkilemektedir zira bahsettiğimiz bu ‘’müzisyenler’’ popüler kültür mecralarını kullanarak oldukça büyük kitlelere ulaşabilmektedirler. Ülkemizde müzik tarihinin doğru incelenebilmesi için müzik tarihinin doğru incelenmesi konusunda eğitimler verilmesi bir zorunluluk haline gelmiştir. Ancak bu eğitimlerin de doğru verilmesi gerekmektedir aksi takdirde sonuç değişmeyecektir. Ülkemizde ve dünyada müzik tarihi incelemelerinin doğru yürütülebilmesi için bazı şartlar bulunmaktadır. Şimdi sizlere bunlardan bahsetmek istiyorum. 

Müzik Tarihi İncelemeleri Nasıl Yapılmalı: 

Müzik tarihinin ele aldığı esas konu, bir bestenin arkasında yatanlar ve içindeki teorik detaylardır.

Şimdi sizlere bu konuların nasıl ele alınması gerektiğini dört madde halinde sıralayarak maddeleri detaylı bir şekilde açıklamak istiyorum: 

  • Bestenin teorik analizi 
  • Besteyi yapan bestecinin besteyi yaptığı dönem 
  • Bestecinin besteyi yaptığı zaman dilimindeki psikolojisi 
  • Bestenin dönemsel analizi 

Bestenin Teorik Analizi: 

Müzik genel olarak Rönesans, Barok, Klasik, Romantik ve Çağdaş olmak üzere 6 dönemde incelenen bir sanat dalıdır. Bu dönemlerin her biri içinde müzik teorisine dair gelişmeler ve kendine has detaylar barındırır. Mesela “atonalite” kavramı romantik dönemde ortaya çıkmış ve çağdaş dönemde iyice yayılmıştır. Senfoni yazan besteciler klasik dönemde sonat formuna sadık kalmıştır. Ancak Beethoven bu işi bozarak romantik dönemin kapısını açmıştır. Bu tür teorik unsurların her dönem değişmesi ve gelişmesi bir bestenin neden teorik olarak incelenmesi gerektiğinin en büyük cevabıdır. 

Besteyi Yapan Bestecinin Besteyi Yaptığı Dönem: 

Bir bestenin yapıldığı dönemde olup bitenler oldukça etkilidir. Bu duruma verilebilecek en iyi örneklerden biri Beethoven’ın 3. ‘’Eroica’’ senfonisi olabilir zira senfoninin esas ilham kaynağı Napolyon’un Fransa’da yaptığı reformlardır. Beethoven bu senfonisini yazmayı bitirdikten kısa bir süre sonra Napolyon kendini imparator ilan edince Beethoven oldukça öfkelenir ve Napolyon’un ismini senfoni partitüründen yırtarak siler.

Özetle, bestecinin bestesini yaptığı dönemde yaşanan tarihsel olaylar da müziğin üstünde büyük bir etki bırakabilir, bu da müzik tarihinin bu başlık altında da inceleme yapmasını gerektirir. 

Bestecinin Besteyi Yaptığı Zaman Dilimindeki Psikolojisi: 

Besteciler elbette ki insan dışı varlıklar değildir, onlar da bizim gibi insandır. Her insan gibi bestecilerin de duyguları, yaşanmışlıkları ve psikolojileri vardır. Elbet ki bu etkenler bestecinin ortaya çıkardığı eserler üstünde oldukça etkilidir. Bu duruma verebileceğim enteresan örneklerden bir tanesi Avusturyalı besteci Anton Bruckner. Şimdi anlatacaklarımı subjektif değil objektif anlatmaya çalışacağım zira konu burada

biraz ilginçleşiyor. Bruckner oldukça katı bir Katolikti. Viyana Konservatuarı’nda ders verirken kilise çanı çalınca dersin ortasında yere çöküp dua etmeye başlayacak kadar dindar birisiydi. Bruckner, dine uygun bir evliliğin en büyük şartını bekaret olarak görüyordu, ancak bu düşünce Bruckner’i günümüz etik kurallarına pek uymayan yollara sürüklerdi. Bruckner 60’lı yaşlarındayken dahi bakire ve ergenlik çağındaki genç kızlara evlenme teklif etmiş, bazılarıyla evlenmeye çok yaklaşmıştı. Ancak mezhep farklılıklarından ve yaş farkından ötürü evlenme teklif ettiği kızların hiçbiriyle evlenmeyi başaramamıştır. Kendisine bir eş bulamamanın verdiği üzüntü Bruckner’i uzun yıllar boyunca derin bir depresyona sürüklemiş ve bu durum müziğine de oldukça etkili bir biçimde yansımıştır. Her ne kadar bu duruma ‘’iğrenç’’ gözüyle yaklaşsak da bu durum Bruckner’in tarihin gelmiş geçmiş en etkili senfonilerini bestelemesinde oldukça etkili olmuştur. Sanatsal olarak baktığımız bir duruma etik olarak bakarsak durum oldukça vahim bir hale gelebilir, işte müzik tarihi de bunun için vardır. Hem etiği hem de sanatı dengeleyici bir bakışla ele alan müzik tarihi, bu tür etik-sanat çatışmasının söz konusu olduğu durumlarda olaya daha dengeli bakmamızı sağlamaktadır. Bu durumlardan ötürü müzik tarihi, bestecinin psikolojisini etik-sanat çatışmasını dikkate alarak dengeleyici bir biçimde incelemelidir. 

Bestenin Dönemsel Analizi: 

Ben bazen kendime şu soruyu sormuşumdur; Acaba Mozart klasik dönemde değil de romantik dönemde yaşasaydı ne olurdu? Bu tür soruların hiçbir zaman net bir cevabı olmaz ancak dönemsel analiz yöntemi ile varsayımlarda bulunmak mümkündür. Günümüzde Romantik dönem teknikleri ile Mozart tarzında eser yazma denemelerinde bulunan müzisyenler söz konusudur. Bu tarz girişimler ancak dönemsel analiz tekniği ile mümkün olabilir zira dönemsel analiz sayesinde bir bestenin dönemine göre teorik özelliklerini ve besteciye has özelliklerini detaylandırabiliriz. Bu durum bize dönemsel analizin ne kadar mühim olduğunu göstermektedir. 

Kapanış: 

Müzik tarihi hakkında ne yazsam yetersiz kalmakta, ancak upuzun bir yazı yazarak sizin sabrınızı da sınamak istemiyorum 😊 Bu yazımda sizlere müzik tarihini doğru analiz etmenin ne kadar önemli olduğunu anlatmaya çalıştım, ancak anlatmak elbette ki yeterli değil. Gelecek yazılarımda sizlerle beraber müzik tarihinin ele aldığı birbirinden değerli konuları, bestecileri ve besteleri inceleyeceğiz. Müzik tarihinin büyülü dünyasını sizlerle beraber keşfetmek benim en büyük arzum. Ancak daha profesyonel bir bakış açısı isterseniz, sizlere seve seve önerebileceğim kaynaklar mevcut. İstediğiniz gibi bana ulaşıp sorularınızı sorabilirsiniz. Hepinize iyi günler diliyorum, müzikle kalın. 

(Visited 233 times, 1 visits today)
+ Diğer Yazıları