– Dmitri Shostakovich1

Çeviren: Deniz Gürpınar

19. yüzyılın ikinci yarısı veya 20. yüzyılın başlarında Tchaikovksy’ye az da olsa minnet duymayan tek bir Rus besteci yoktur. Rus repertuvarındaki en popüler ve güzel operaları ile 6 senfoninin sahibi Tchaikovsky, büyük Rus ekolünün kurucularından biriydi. Onun muhteşem kişiliği, nadir görülen doğal bir yetenek ve renkli kariyerini uzun yıllar boyunca destekleyen yaratıcı hayal gücünün bir birleşimidir. Tchaikovsky’nin müziğinin önemli bir yer tutmadığı tek bir müzik türü yoktur. Şarkılar ve senfoniler, operalar ve baladlar, sonatlar ve baleler, konçertolar ve oda müzikleri; hepsi onun dehasının damgasını taşıyordu.

Tchaikovsky çağdaşlarını bireysel yaratıcı akımlarına ve fikirlerine bakmaksızın etkilemiştir. Ancak büyük bestecinin sonraki nesiller üzerinde yarattığı etki daha da büyüktü. Rus müzik kültürünün Glinka’dan Tchaikovsky’e aktarılan geleneksel çizgisi, öğrencisi Taneyev ve daha sonra Scriabin ve Rachmaninov aracılığıyla sürdürülmüştür. Çağdaşlarımdan Tchaikovsky’nin yardımsever etkisini hissetmemiş bir kişiyi dahi tanımıyorum. Shaporin, Shebalin, Myaskovsky, Prokofiev, Khachaturian ve Dzerzhinsky; Tchaikovsky’nin melodi ve armoni geleneklerine farklı zamanlarda ancak eşit derecede maruz kalmışlardır. Tchaikovsky’nin müziği ve felsefesi kendi bilincimde silinmez bir iz bıraktı. Ne zaman kalemimi alıp bir partisyon yazacak olsam düşüncelerim kompozisyon sanatının bu eşsiz ustasının kullandığı metotlara yöneliyor.

Birisi bana Tchaikovsky’ye olan sevgimin kaynağının ne olduğunu soracak olsa, cevap vermekte oldukça zorlanırım. Bu başlı başına bir makalenin konusu olabilir. Kısaca, Tchaikovsky’ye kendi eserlerine olan eleştirel yaklaşımı ve yazdığı her şeyde bulunan kesin ve yoğun amaçtan dolayı büyük hayranlık ve saygı duyuyorum.

Tchaikovsky’ye değer veren sadece biz müzisyenler değiliz. Pushkin gibi o da Rus ulusal bilincinin bir parçası haline gelmiştir. Tchaikovsky olmadan acılarımıza katlanamazdık, zafer anında ve Rus ulusal ruhunun yükseliş zamanında onun adı dilimizdedir.

Tchaikovsky’nin müziğindeki iki tartışmalı konuyu açıklığa kavuşturmak için bu imkândan yararlanmak isterim. Bazı modern müzik araştırmacılarının yanı sıra, devrim öncesi kuşağın müzik eleştirmenleri ve akademisyenlerinin çoğunun sıklıkla kötümserliği parlak bir trajediyle karıştırmasından dolayı, Tchaikovsky’nin kötümserlik tarafından etkilendiği yanlışına düşülür. İnsanoğlunun trajedi anlayışı yüzyıllar boyunca Yunan trajedi yazarları tarafından olduğundan daha canlı bir şekilde ifade edilmiş midir? Yine de onları kötümserlikle suçlamak kimsenin aklına gelmemiştir. Tchaikovsky trajediye, Yunan trajedi yazarları gibi, insan hayatının kişisel ve toplumsal gelişimindeki çatışmaya karşı duyarlıydı. Büyük bir sanatçının sezgisi ve gerçek bir düşünürün zekâsının birleşimiyle ortaya çıkan bir kavrayışla; yaşamın, dünyanın, bireyin ve bir bütün olarak insanlığın kaderinin gelişiminin çelişkili, diyalektik yolunu anladı. Bununla beraber, Tchaikovsky’nin müziği hiçbir şekilde kadercilik, kasvet ya da kör bir kader inancıyla öne çıkmıyordu. En trajik eserleri mücadele ruhuyla, metafiziksel karanlık güçlerin üstesinden gelme çabasıyla doludur.

Tchaikovsky, yaratıcı aklın gücüne, evrenin kudretine ve uyumuna inanıyordu. Bu parlak ve zeki inanç, müzikal mirasının tamamına yayılmıştır.

Onun hakkındaki bir başka yanlış teori de, 19. yüzyılın Rus alacakaranlığını yüceltme konusunda Chekhov ve Levitan’a benzediğidir. Bu, barındırdıkları özlem dolu hassasiyete rağmen, eserleri son derece yaşam dolu olan Chekhov ve Levitan için olduğu kadar Tchaikovsky için de geçerli değildir. Üçü arasında Rus manzaralarına karşı besledikleri dokunaklı sevgi ölçüsünde bir benzerlik bulunduğu; lirizmlerinin son derece duygusal olması ve üçünün de çevrelerine karşı keskin bir yaratıcılığa sahip olduğu doğrudur. İnsan her zaman bu üçünün sanatlarının dış kabuğunun altında akan sıcak kanın farkındadır. Ayrıca yaşam trajedisine ilişkin anlayışları bakımından da birbirlerine benzerler. Tchaikovsky Altıncı Senfoni’sini, Chekhov ”The Black Monk”u ( Rus edebiyatının en müzikal eserlerinden biridir; neredeyse bir sonat gibi yazılmıştır) yazmıştı ve Levitan bir Rus fırtınasını resmederken nasıl bir tutku ve duyguyla hareket etmişti! Rus realist edebiyatı ve resminin tüm klasikleri gibi Tchaikovsky’nin en trajik bestelerinde de teslimiyet düşüncesinin değil, mücadele temasının ve trajik ”kader”in aşılmasının hakim olduğunu vurgulamak gerekir ( örneğin Altıncı Senfoni ve ‘’Maça Kızı’’).

Bugüne kadar her zaman Rimsky-Korsakov ekolü Rus besteciliğinde türünün ilk örneği olarak kabul edilmiştir. Artık Tcahikovsky ekolünün hakkını vermenin ve onun kompozisyon tekniğinin zenginliğini değerlendirmenin zamanı geldi. Müzikal fikri geliştimede ve orkestrasyonda Tchaikovsky’nin eşi benzeri yoktur. Onun muhteşem orkestrasyonu karşısında saygıyla eğiliyorum çünkü orkestrasyonu genellikle yapıldığı üzere bestelerini yazdıktan sonra değil, daha en başından orkestra için yazıyordu, orkestrayı düşünürdü. Ne zaman çalışmalarım sırasında bir zorlukla karşılaşsam, Tchaikovsky’nin tekniğini inceleyerek çözüm bulurum.

Şunu söylemek isterim ki; Tchaikovsky, eserlerine konu seçmek için Rus edebiyatına bakarken hiçbir zaman kelimenin tam anlamıyla müzik tercümanı olmadı.”Pushkin” operaları müzik diline çevrilmiş operalar olarak görülmez. Tchaikovsky’nin Tatyana’sı, Onegin’i Herman’ı, Mazeppa’sı sadece Pushkin’den ödünç alınmış karakterler değildir; Rus ulusual şiirinin gururunu oluşturan özel sanat eserleridir.

Bestecinin ulusal karakteri, yurttaşlarına yönelik derin anlayışı ve Rus doğasına yönelik ince duyularıyla belirlenir. İlgi alanı ulusal sınırların ötesine uzanıyor ve Tchaikovsky sık sık yabancı konulara başvuruyordu (üç balesinin tümü, ”Yolanthe” ve ”İtalyan Kapriçyosu” için). Ancak konuları ne kadar ”Rus dışı” olursa olsun, bu besteler ruh ve karakter bakımından eserlerinin geri kalanından daha az ulusal değildir.

Tchaikovsky’nin müziği sadece Rus müzik kültürünün değil, dünya müziğinin de temel yapı taşlarından biridir. Aynı zamanda her Rus bestecinin kendi çalışmaları sırasında başvurduğu yaratıcı ve teknik bir ansiklopedidir; mesela müzikal malzemeyi değiştirme ve çeşitlendirme konusundaki inanılmaz yeteneği ( Beşinci Senfoni’nin ilk bölümünün başındaki kader teması ve aynı senfoninin valsindeki kader teması bunun çarpıcı bir örneğidir).

Peter Tchaikovsky’nin müzikal mirası Sovyet halkı tarafından her zaman olduğu gibi bugün de el üstünde tutulmaktadır.

  1. Dmitri Shostakovich, Russian Symphony: Thoughts About Tchaikovsky, Philosophical Library, 1947, s. 1-5.

    ↩︎
(Visited 178 times, 1 visits today)
Deniz Gürpınar
+ Diğer Yazıları